Kategori: HABERLER

Merkez Parti Kongresi Kurucular Kurulu

unnamed (1)

Değerli Merkez Parti Ailesi ve Kıymetli Gönüldaşlarımız,

Merkez Parti Kongresi Kurucular Kurulu 17.02.2018 tarihinde saat 13.30’da Merkez Parti Genel Merkezi’nde (Cevizlidere Mah. Cevizlidere Cad. 1239 Sok. No: 2 Kat:1, Balgat, Çankaya – Ankara), çoğunluk sağlanamadığı takdirde ise ertesi gün 18.02.2018 tarihinde, saat 13.30’da yine Merkez Parti Genel Merkezi’nde yapılacaktır.

Saygılarımla,

Yaşar Asiler

Merkez Parti Genel Sekreteri

Karslı: Aydınlık yarınlara Cumhuriyet ilke ve idealleri sayesinde ulaşacağız

“Bağımsızlık karakterimdir” kararlılığı ile ezelden beridir hür yaşadığını ve hiçbir tahakküme boyun eğmeyeceğini bütün dünyaya ilan eden büyük Türk Milleti, hakkı olan aydınlık yarınlara Cumhuriyet ilke ve idealleri sayesinde ulaşacaktır.

Bu nedenle içinde bulunduğu imkan şerait ne kadar olumsuz olursa olsun mevcudiyetimizin ve istikbalimizin yegane temeli olan Türk istiklalini ve Türk Cumhuriyetini muhafaza ve müdafaa etmekten asla vazgeçmeyecektir. Bu büyük sorumluluğa sahip çıkacağına inancım tamdır.

Bu önemli günde, yurt içindeki ve dışındaki bütün vatandaşlarımızın, geleceğimizin umudu olan sevgili çocuklarımızın ve gençlerimizin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorum. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve bu toprakları vatan yapan aziz şehitlerimizi saygı ve rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum. Bütün vatandaşlarımıza selam ve sevgilerimi sunuyorum.

Prof. Dr. Abdurrahim KARSLI
Merkez Parti Genel Başkanı

Merkez Parti Kadın Kolları’ndan 29 Ekim açıklaması

29 Ekim 2017, Cumhuriyetimizin 94.yılını Cumhuriyetçi Türk kadını olarak kutlayabilmenin mutluluğunu yaşıyoruz. 1923 yılında çağdaş, laik, medeni toplumumuzun temelinin atıldığı tarihtir.

Merkez Parti Kadın kolları olarak ödevimiz, Atatürk’ün ve silah arkadaşlarının biz kadınlara tanımış olduğu imkanların gelecek nesillere aktarılmasını sağlamaktır.

Cumhuriyetimizin 94. yıl dönümü vatanımıza ve milletimize kutlu olsun.

Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.

Merkez Parti Kadın Kollarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı

Hülya Dandin

OHAL REJİMİNE HAYIR!

Türkiye, 15 Temmuz hain darbe girişimi ile birlikte siyasal, sosyolojik, ekonomik ve en önemlisi hukuksal bir çıkmaza girmiştir.

21 Temmuz 2016 tarihinde  Anayasanın 120.maddesine dayanılarak olağan üstü hal ilanından sonra ilk olarak 23 Temmuz 2016 tarihinde ve son olarak da 25 Ağustos 2017 tarihinde Anayasanın 121.maddesine uyarınca olağan üstü halde geçerli olmak üzere toplan 30 KHK çıkarılmıştır.

Olağan dönemde çıkarılacak KHK’lar Anayasanın 91.maddesinde düzenlenmiş olup, olağanüstü dönemlerde çıkarılacak KHK’lar ise hem Anayasanın 91.maddesinde hem de 121.maddesinde düzenlenmiştir. Keza Olağan dönem KHK’sinin çıkarılma usulü TBMM İç Tüzüğünün 90.maddesinde düzenlendiği gibi olağanüstü halde çıkarılacak KHK’nın görüşülme usulü de TBMM İç Tüzüğünün 128.maddesinde düzenlenmiştir. Ohal ilanı Anayasadan alınan meşru bir yetki olduğu gibi Ohal ilanı sonrası uyulması gereken usul ve esaslar yine Anayasamızda ve TBMM İç Tüzüğünde mevcut;  çok açık ve nettir.

Türkiye, Cumhuriyet tarihinde çıkarmadığı kadar Ohal KHK’sı çıkardı. Uzun süredir devam eden ve ne zaman sonlanacağını öngöremediğimiz OHAL dönemi, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulunun aldığı karar uyarınca 3 ay daha uzatıldı. Ohal ilanının bir an önce kaldırılması gerekmektedir. Ohal dönemi boyunca çıkarılan bir çok KHK halen meclis gündeminde ve yasalaşmamıştır.Anayasanın 7.maddesi hükmü gereğiYasama yetkisi, Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez. Bu nedenle Türkiye’nin ivedi bir şekilde KHK ile yönetilen bir devlet olmaktan çıkarılması gerekmektedir.

Bu nedenle açık ve net bir şekilde olağan üstü halin devamı yönünde alınan karara karşıyız.

Millet olarak, demokrasimizin darbe ile kesintiye uğramasına izin vermediğimiz gibi 15 Temmuz yargılamalarının sıkı takipçisi olarak hain darbe girişimini hayata geçirenlerin kimler olduğunun ortaya çıkarılması, muhakeme edilmesi ve gereken cezayı olması için de elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. Ancak 15 Temmuz yargılamaları 15 Temmuz gecesini aydınlatmak yerine bu gece yaşanılanları sulandırmaya doğru gitmektedir. Bu durum ise FETÖ/PDY’nin halen aktif olduğunu süreci istediği doğrultuda götürdüğünü göstermektedir. Bu durum ise herkesin suçsuz ve masum olduğu algısı oluşturmakta olup, FETÖ/PDY’nin asıl faillerinin ortaya çıkmasını engellemektedir.

Bu nedenle biz diyoruz ki Adalet Mülkün Temeli ise Devletin Dini Adalet ise 15 Temmuz sonrası ortaya çıkan hukuksuz yargılamaların da karşısındayız.

15 Temmuz sonrasında Türkiye’nin yaşamış olduğu ekonomik, siyasal, sosyolojik, bürokratik, güvenlik ve hakimlerin bağımsızlığı gibi sorunların 1876 yılından bu zamana kullandığımız parlamenter sistemden kaynaklandığı gerekçe gösterilerek Cumhurbaşkanlı Hükümet Sistemine geçilmesi için 16 Nisan’da referandum yapılmıştır.

Her ne kadar referandum öncesinde bu yeni sistemin Türkiye Cumhuriyetinin devlet kültüründe yeri olmadığını, bu sistemin terörü bitiremeyeceğini, bürokrasideki aksaklıkları gideremeyeceğini, ekonomiyi düzeltemeyeceğini ve hakimlerin bağımsızlığını teminat altına alamayacağını ifade etsek de maalesef Anayasa hukuku litarütüründe vedünya’da örneği ve Anayasal olmayan Cumhurbaşkanlı hükümet sistemine geçilmiştir.

16 Nisan sonrası yaşadıklarımız ve 15 Temmuz sürecine gelişimiz ise Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun parlamenter sistemden kaynaklanmadığını yönetenlerin başarısızlıklarından, siyasette ve uluslararası ilişkilerde kullanılan dilden, yanlış iç ve dış politikalardan kaynaklandığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu nedenle ilk fırsatta bizim geçmişimiz olan parlamenter siteme dönülmesinin ve yeni sivil bir anayasasının gerekliliğini vurguluyoruz.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

 

Merkez Parti

Basın Bürosu

 

Merkez Parti’den müftülere nikah kıyma yetkisine tepki

MÜFTÜLERE NİKAH KIYMA YETKİSİ VERİLMESİ

Türk Hukuk Sistemi’nde dini nikah kıymak yasaklanmamıştır.

Din ve ibadet özgürlüğünün bir uzantısı olarak bireyler inançları doğrultusunda evliliklerini diledikleri şekilde topluma açıklayabilirler.

Kişilerin bu serbestisinin hukuk sistemimizdeki en önemli şartı resmi nikahtı; Mayıs 2015 tarihli AYM kararına kadar. AYM,TCK’nın madde 230’u Anayasa’ya aykırı buldu ve kaldırdı.

TCK md 230(5) Aralarında evlenme olmaksızın, evlenmenin dinsel törenini yaptıranlar

Hakkında ikiaydan altı aya kadar hapis cezası verilir. Ancak, medeni nikah yapıldığında

Kamu davası ve hükmedilen ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.

(6) Evlenme akdinin kanuna göre yapılmış olduğunu gösteren belgeyi

Görmeden bir evlenme için dinsel tören yapan kimse hakkında iki aydan altı aya kadar

Hapis cezası verilir.

  1. maddenin 5. fıkrası vatandaşın cezai sorumluluğunu düzenlerken 6. fıkrasında ise dini töreni gerçekleştiren kişinin cezai sorumluluğu düzenlenmekteydi. AYM tarafından kaldırılan bu maddeler ile insanların resmi nikah yapmadan önce de dini nikah yapabilmelerinin ve belki de nikahlarını hiçbir zaman resmiyete geçirmemelerinin önü açılmış oldu.

Bu Türkiye’de özellikle kadın hakları ve erken yaşta evlilik problemlerini arttıracak bir düzenleme oluşturmaktaydı.

Resmi nikah kadınlar için bir can simidi oluşturmaktadır, sadece dini nikah kıyılması Türkiye şartlarında kadının ve belki de çocuğun rızasının alınmadan veya rızasının zorla alınması ile nikahın gerçekleşmesine neden olacaktır.

Şimdi ise gündemde olan  ”Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” meclise sunulmak üzere Adalet Komisyonu’nda onaylandı.

Tasarı ile yapılan değişikliklerden birisi de müftülere evlendirme yetkisinin verilmesi. Tasarının gerekçesinde bu hususa şu şekilde değinilmiştir:

Vatandaşlarımızın evlenme işlemlerini kolaylaştırmak ve daha kolay ve seri bir şekilde hizmet almalarını sağlamak amacıyla il ve ilçe müftülüklerine de evlendirme memurluğu yetkisi verilmektedir.”

Yapılan gerekçe Türk toplumu açısından en önemli kurumlardan biri olan evlilik bahsini içermesine rağmen yeterince açıklayıcı değildir.

Vatandaşlara kolaylık sağlayacağı iddiasıyla yapılan bu değişiklik ne gibi bir kolaylık vaat ediyor olabilir?

Eğer müftülere  verilen evlendirme yetkisi de belediye başkanlarına verilen yetkiyi kapsıyorsa tarafların evliliği yine aynı şartlara bağlı tutulmayacak mı, o zaman sağlanan kolaylık ne olacaktır?

Bu tasarıya göre 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 20. maddesi olan ‘Evlendirme Yetkisi’ başlıklı maddede yapılan ekleme ile evlendirme yetkisinin il ve ilçe müftülerine de verileceği belirlenmiştir.

Yapılacak olan bu değişikliğin hem hukuki açıdan hem de sosyolojik açıdan eleştirilmesi gereken çok fazla noktası bulunmaktadır.

Aile kurumu kurulmadan öncesinde ve sonrasında hassasiyeti sebebiyle sıkı denetime ve şekil şartlarına bağlı tutulmaktadır. Bu şartlar hem sağlıklı bir aile ortamının kurulması için hem de kadının ve çocuğun korunması için büyük önem arz etmektedir.

Sağlıklı bir aile sağlıklı bir toplum.

Türkiye hala erken yaşta evlilik, çocuk gelinler ve kadın hakları konusunda toplumsal olarak problemlerini aşabilmiş değilken bu kadar hassas ve yaralı olan konular henüz çözüme bağlanamadan, bu tür olayları arttıracak olan bir kolaylığın getirilmesi istatistiklerimizi daha da karartacaktır. Tasarının gerekçesinde belirtilen vatandaşlara sağlanacak kolaylığın şunları da kapsayacağı aşikardır: Çocuk gelinlerin kolaylıkla evlendirilmesi, zoraki evliliklerde kolaylık, gerekli şartların yerine getirilmemesinde kolaylık, kadın hakları ihlallerinde kolaylık, birden fazla eş ile evlilikte kolaylık…

Peki bu süreç, müftüde nikah kıydıranlar ile belediye nikahı kıydıranlar ayrımını doğurursa?

Anayasanın EŞİTLİK ve LAİKLİK ilkelerine aykırıdır.

Başta AYM olmak üzere içtihatlarımız hukuk sistemimizde yol gösterici niteliktedir. AYM’nin taze diyebileceğimiz, yukarıda değinilen, TCK md 230 değişikliğinin öncelikli sebebi ‘eşitlik ilkesi’nin ihlali idi. Şimdi yapılan değişiklik ise sadece müftüleri kapsamakta olup diğer din mensubu Türkiye vatandaşlarına ayrımcılık niteliği taşımaktadır, söz konusu maddenin bir AYM iptaliyle karşılaşması olağandır. Ciddi bir eşitlik ihlali oluşturan bu düzenleme bir sınıfa ayrıcalıklar tanırken ve ‘kolaylık sağlanması’ olarak tanımlarken aynı kolaylığın başka dinlerden vatandaşlara sağlanmaması söz konusudur. Ayrıca böyle bir eşitliksiz ortam diğer dinlere mensup olan Türk vatandaşlarını derinden yaralayacaktır. Devletin ve kanunların önünde herkes eşittir fakat müftüler önünde evlenirken herkes eşit muamele görmemektedir.

Yapılan değişiklik dinler arası eşitsizlik oluşturacağı gibi kadın ve erkekler arasındaki eşitsizliği de arttıracaktır. Yukarıda sayılan sebeplerin yanı sıra müftüler sadece erkeklerden oluşmakta ve evlendirme yetkisi sadece erkeklerin oluşturduğu bir gruba verilmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti laik bir devlettir. Laiklik, devletin tüm dinlere eşit mesafede olması demektir. Fakat söz konusu değişiklikle devlet bir dinin mensuplarına ayrıcalık tanıyarak din adamlarına kendi yetkilerini sunmaktadır. Laik bir ülkede devletin yetkisinin din adamlarına bırakılması laikliğe gölge düşürmektedir.

Müftülere evlendirme yetkisinin verilmesi toplumun değerlerine ve hukuk normlarına aykırılık oluşturacaktır.

Merkez Parti

Basın Bürosu

Merkez Parti’den ABD ve Türkiye’ye vize uyarısı

ABD’nin vatandaşlarımıza vize yasağı uygulaması kabul edilmesi mümkün değil.

Makul tepkilerin verilmesi gerekir. Ancak dış politikada, “Ey! ABD vize versen ne olur vermesen” politikasından bir an önce geri dönülmesi şarttır.

Vize yasağına, vize yasağı ile yanıt vermek, ABD yönetimini değil, ABD halkını cezalandırmaktır. Türkiye, kapalı bir kutu değil, bütün halklara açık bir ülkedir. Her dünya vatandaşının kendi yönetiminin bize karşı olumsuz tavrından bağımsız ülkemizi gezmeye, görmeye hakkı vardır.

Her dünya vatandaşının ülkemizde ticaret yapmaya, eğitim imkanlarından faydalanmaya da hakkı vardır.

Türkiye’yi, dünya vatandaşlarına kapatmak, ülkemizi dış dünyaya kapalı, herkesle sorunlu bir ülke haline getirir, bu durum dışarıdaki Türkiye düşmanlarının eline büyük bir koz verir.

 

Merkez Parti Genel Merkez

Merkez Parti 2. Olağan Kongresi

 

Merkez Parti 2. Olağan Kongresini 30 Eylül 2017 tarihinde Genel merkez toplantı salonunda gerçekleştirdi. Genel Başkanlığa Prof. Dr. Abdurrahim KARSLI seçilmiştir. Gerçekleştirilen Merkez Parti Kongresi’nin Partimize, milletimize, ülkemize, adalet, demokrasi, huzur getirmesini ve hayırlara vesile olmasını temenni ederiz.

                         

Merkez Parti’den Ak Partili belediye başkanlarının istifaya zorlanmasına tepki

 

 

Kanal D haberde Ak Partili bazı belediye başkanlarının istifasıyla ilgili iddialar gündeme geldi.

Demokrasimiz her geçen gün yara almaya devam ederken, son dönem belediye başkanlarının istifaya zorlandığı iddiaları millet iradesine verilen önemin özde olmadığının, sözde kaldığının en açık delilidir.

Millet iradesi ile seçilmiş belediye başkanları yine aziz milletin iradesi ile gitmelidir. Kim olursa olsun gerçekten istifa etmek istemeyen bir belediye başkanını istifaya zorlamak, ne hukuk ile ne ahlak ile ne de demokrasi ile açıklanabilir.

Belediye başkanlarının işlediği suçlar varsa, kanunların dışına taşan işlemleri söz konusu ise bağımsız yargı tarafından mutlaka hesap sorulacağından eminiz.

Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş bir Başbakanı olan Ahmet Davutoğlu’nun, Pelikan Bildirisi ile düşürülmesi ne kadar milli iradeye savaş açmaksa, seçilmiş belediye başkanlarını istifaya zorlamak da aynı şekilde milli iradeye savaştır.

Merkez Parti Basın Bürosu

Büyük Kongre Duyurusu;

 

Sayın Genel Başkanım, Genel Başkan Danışmanlarım, Kurucularımız, Başkanlık Divanım, MKYK Üyelerim, Kadın Kolları Genel Başkanım, Gençlik Kolları Genel Başkanım, İl-İlçe Başkanlarım, değerli üyelerimiz ve Merkez Partili Gönüldaşlarım;

30 Eylül 2017 cumartesi günü saat:13.30 da Cevizlidere Caddesi 1239 Sokak No:2/1 Balgat-ANKARA adresindeki Genel merkez toplantı salonunda MERKEZ PARTİSİ’nin İkinci Olağan Kongresini ,Rabbim nasip ederse hep birlikte,bir şölen havasında yapacağız.

Kongreye Tüm teşkilatlarımızı, Ankaralı hemşehrilerimizi, gönüldaşlarımızı ve Merkez Parti ailesini davet eder, katılımınızdan onur duyacağımızı, yapacağımız kongremizin hayırlara vesile olmasını temenni eder, selam ve saygılarımı sunarım.

AHMET ÜNAL
GENEL SEKRETER