Hamasi Siyaset

Genel Başkanımız Prof. Dr. Abdurrahim Karslı, katıldığı televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve hükümetin hamasi söylemleri hakkında düşüncelerini paylaştı. Karslı’nın KRT TV’nin Empati Zamanı programında yaptığı açıklamaların satır başları şöyle:

Hükümetin hamasi söylemi “onların her şeyi varsa bizim de Allah’ımız var”. Biz de diyoruz ki: Allah herkesin Allah’ı, sadece sizin değil!

Devletin sığındığı duygular hamasi duygulardır. Hükümet şimdilerde “Onların her şeyi varsa bizim de Allah’ımız var.” diyor. Ancak bir şeyi unutuyorlar, ya da bilmiyorlar. Hamaset yaparak gerçekler saklanamaz, böyle ülke idare edilmez, ekonomi yönetilmez.

Hane halkı borçlu, esnaf borçlu, devlet borçlu, aldığımız sattığımız birbirini karşılamıyor ve ürettiğimiz bir şey yok. Sonuç gösteriyor ki ekonomi ve devlet yönetiminde hamasi duygulara yer yok.

Ak Parti, cumhuriyetin kurulduğu günden itibaren bu memlekette inşa edilen her şeyi yer ile yeksan etti veya sattı. Mevcut hükümet miras yedi ve yaramaz çocuk durumunda. Hatta miras yedi dahi denemez. Çünkü biz millet olarak devlete paramızı emanet ettik ve hükümete de vekaleten paramızı işletme hakkı verdik. Dolayısıyla yedikleri, heba ettikleri paralar milletimizin. Buna miras yedi değil “haram yedi” denilebilir. Bu hükümet milletin maddi hangi değeri varsa sattı. Yaptıkları yolları köprüleri kendi bütçesi ile değil, bizleri yani milleti borçlandırarak yaptı.

Ak Partililer biz ekonomide çok büyüdük ve dünya sıralamalarında çok yükseldik bunun için diğer kusurlarımız nazara alınmaz diye kendilerini savunuyorlar.

Biz ise şunu söylüyoruz: Türkiye güçlü bir ekonomiye sahip değil ve çok büyümedi, sadece suni bir büyüme kaydetti ve kırılgan bir ekonomiye sahip. Yani borca dayalı bir büyüme ile büyüdü. Şuan vatandaş ev ekonomisini borçla büyütüyor; esnaf işletmesini borçla büyütüyor; devlet borçla büyüyor. Evet, saraylar yaptık ama borçla yaptık. Köprüler yaptık ama borçla yaptık. Yani biz kendi kazandığımız parayla, üretimimizle büyümedik borçla büyüdük.”

İstikbalimizi ve kamu kurumlarımızı satarak büyüdük. Ak Parti hükümetleri müflis hükümetlerdir.

Karşımızda, milletimizden topladığı vergileri kötü harcamış, yolsuzluk yapmış, israf etmiş bir hükümet var. Hükümetin gelirleri nereye ve nasıl harcadığını tespit edemiyorsunuz. Mevcut cumhurbaşkanının örtülü ödeneğini anlamak mümkün değil. Mesela sizden önceki bir cumhurbaşkanı bir lira harcamış; siz bin lira harcıyorsunuz. Kime ve neye, niye harcıyorsunuz diye soran yok. Zaten soramıyorsunuz, sorduğunuzda vatan haini olmak ya da kamu düzenini bozmaktan dolayı soruşturma geçiriyorsunuz.

Ak Parti hükümetinde israf ekonomisi var, yolsuzluk ekonomisi var.

Bunları anlamak için satılan kamu kurum ve kuruluşlarına bakabiliriz. Bizim gözbebeği kamu kurum ve kuruluşlarımız yok fiyatlara satıldı. Türk Telekom’u en iyi fiyata sattık diye iddia ediyorlardı. Ancak şuan Türk Telekom’u satın alanların Türkiye’ye borcu var. Satılan her kurumumuz heba edildi.

Bugün Türkiye’nin başına dürüst bir iktidar gelse, Ak Parti’ye bütün bu sattıkları kurumlar hakkında: Niye sattın? Kaça sattın? diye tüm dosyaları önlerine koyup hesap sorması lazım.

Bu memlekette %30 açlık sınırının altında yaşıyor. %70 de fakirlik sınırının altında yaşıyor. Ama Ak Parti’ye göre ekonomi gelişti. Doğru gelişen bir ekonomi var. Gelişen ekonomi, milyar doları olan ailelerin ekonomileri.

Ak Parti’den önce Türkiye’de dört ailenin milyar doları vardı, şimdi milyar doları olan ailelerin sayısı kırk dört oldu.

Azınlık bir kesimin ekonomisi çok gelişti, bu doğru. Bakın bir tarafta 3-5 kuruş su faturasını ödeyemediği için icralık olan vatandaş var, diğer tarafta da 500 milyon TL’lik vergi borcu uzlaşma ile sıfırlanan aileler var. Milletimiz icralık olmuş durumda, birilerinin ekonomisi ise gelişiyor.

Ak Parti milleti kandırıyor. Büyüyen bir ekonomi yok. Ben icra ve iflas hukukçusuyum ve size söylüyorum: şuanda yirmi milyondan fazla icra dosyası var. AK Parti’nin himaye ettiği kesim hariç diğer vatandaşların hepsi borçla karşı karşıya.”