Adalet Yoksunluğu

Adalet, insan hayatının her alanında gerekli, her devlet ve toplum düzeninin mutlak muhtaç olduğu bir ölçüdür. Bir devletin kuruluşundan itibaren, onun devamını sağlayan, toplumda düzeni oluşturan, eşitliği temin eden ve doğru şekilde uygulanması halinde, insan, toplum ve devlet için huzuru getiren yegâne unsurdur. Bu sebeple insanlar, hayatın her alanında adaletle iş yapmayı hedeflemelidirler. Bir devlette adalet, sadece adalet bakanlıklarının değil, bütün bakanlıkların, kurum ve kuruluşların, buralarda görev yapan her seviyedeki bürokrat ve memurların, her ferdin riayet etmesi gereken asli unsurdur. Adalet mefhumunun tecelli etmesi gerekmeyen yer ve alan yoktur. Her yer ve işte, her zaman ve mekânda adaletin tecellisi, yerine ve zeminine göredir. İnsanda tecellisi ayrı, toplumda tecellisi ayrı, devlette ise ayrıdır.

Adalet, insan davranışlarını ahlaki ve hukuki açıdan değerlendiren, ölçen bir mikyas, ölçü birimi, bir ilkedir. Doğruluk, dürüstlük, tarafsızlık ve doğru muamele ve hukukilik ile yerini bulur. Adalet, insanların ilişkileri ve hakları arasında uyum ve dengeyi gerçekleştirir. Nasıl maddi âlemde; bilgi teknolojiye, teknoloji ürüne, ürün paraya tahvil edilince bir işe yarar ise, manevi bir kavram olan adaletin tecellisi için de başta bilgi ve marifet, sonra bu bilginin davranışa dönüşmesi gerekir. Bu manada adalet, bilgilenme faaliyetinin denge içinde harekete dönüşmesidir.

Adalet duygusu, insana özgü bir özelliktir. Adalete vicdanın emriyle uyulur, zorla değil. Herkesin hak ve hukukuna her halükarda saygıyı içerir. Bir değer yargısı olarak adalet, insanın insan olma özelliğinden kaynaklanan bir duyguya dayanır. Adaletin yansıma biçimi ne olursa olsun, gerçekleşmesi insanın bilincinde ve vicdanında yer etmesine bağlıdır. Bu duygunun, insanların hayal ettikleri ideal toplumun gerçekleşmesinde, haksızlıklara karşı başkaldırışta yönlendirici etkisi bulunur.

Her insan, ekmek ve su kadar adalete muhtaçtır. Adalet kavramı, bu önemi sebebiyle sürekli ihtiyaç olmuştur.

Bugün ülke olarak bulunduğumuz noktada vicdanlar susmuş, akıllar çalıştırılmıyor. Adalete muhtaç ve adil olmayan uygulamalar içinde kıvranan bir millet haline geldik.